Eski Düzene Dönüş
Mustafa Abi, her ürüne 15.000–20.000 TL koyuyordu.
Pazarlık yapanları da kovuyordu.
Bu sessizlik fena değildi —
esnaf rahat, ben de evdeki parayı ufak ufak tırtıklamaya başladım.
Keşke bu kadarla kalsaydı.
Bu sefer önce esnafla anlaştım:
Sattıklarına 5.000 TL koymaya başladım.
Korkum kalmamıştı.
Aynı teklifi sık iş yaptığım diğer esnaflara da yaptım.
Bizim dükkân Kalpakçılar Caddesi’nde,
onlar ise arka sokaklarda, görünmez, ufak dükkanlarda.
Ben günde 2–3 kere ürün arıyordum —
onlar görüyor, biliyorlardı.
Onların da işine geliyordu, benim de.
Dükkânın haberi yoktu — ama herkes sessizce kazanıyordu.
Her türlü 15.000–20.000 TL’sini alıyorlardı.
Benim kazancım çok fazla olmaya başladı.
Haftada bir değil, günde beş satış — deli paralar.
Dolar’dan fark almıyorum artık.
Çevrem, benim çarşının en büyüklerinden birinin yeğeni olduğumu,
çok iyi bir yerde çalıştığımı sanıyordu.

VW Karmann Ghia
Murat 131 yeni çıkmış sıra bulmak imkânsız, 2. el almaya kalksam 2000km arabanın fiyatı afaki söylüyorum 800.000 – 850.000TL civarı.
Ben arabayı 200.000TL ye aldım İçine çarşıdan koltuklara kürk yaptırdım.
Usta bizim mahalleden tanıdık, önlere sis farları takılacak, Rulbon boru yapılacak, arka çamurluklar genişletilecek, arabanın altı komple elden geçecek, Renk siyah olacak, cam altlarına Castrol renkleri, siyahın üzerine yeşil kırmızı boya olacak, camlar değişecek.
Tüm hesapları yaptı verdiği teklif 600.000TL olur dedi okey dedim 200.000TL de ona verdim kafadan 400.000TL gitti sorun değildi.
Sorun usta para istiyor para veriyorum. Atölyeye gidiyorum bir şey yapmamış, bazı bazı bir şeyler yapıyor ama habire para çekiyor benden.
Ben sözümde durdum bu parayı verdim ama bu arkadaşım dediğim, beni dolandırdı. Araba 2. viteste atıyor.
Dost kazığı
Siyaha boyayıp şeritleri çekmiş ama altı çelik macun dolu. Yağmurlu hava suya girince ayaklarımızı havaya kaldırıyoruz.
Bir fıkra var; iki araba yarış yapıyor arkada ne idüğü belirsiz bir araba onlardan yol istiyor dedikleri gibi araba olmuştu.
Arabanın hiçbir yerinde arabanın marka veya modeli ile ilgili bir şey yoktu. İmalatçısı görse bu bizim değil der.
Benim amacım restorasyon yapmaktı, elime geçen ucube gibi ama güzel bir araba. (Çok güzel yemeğe benziyor ama fena acılı)
Bu araba bana yaklaşık 850.000TL ye çıktı aldığım haftalık 3000TL
Şimdi yorumlarda yazan arkadaşlar olur hay’dan gelen hu’ya gitti veya haram para falan demeye. ”Kapalıçarşı’da Ermeni esnaf (hay) yoğun olarak ticarette yer alıyor. Her dükkânın “koruyucu” bir yeniçeri ağası var; cuma günleri gelip kahvesini içiyor, çubuğunu tüttürüyor, haracını (hanutunu) alıyor. Aynı dükkâna başka yeniçeri asla uğrayamıyor → yani bir çeşit “koruma anlaşması” gibi. Rumlar (huyn) ise eğlence sektörünü (meyhane, gazino, lokanta, bar vb.) işletiyor. Yeniçeriler, Ermenilerden topladıkları paraları Rumların eğlence mekânlarında harcıyorlar. Bu yüzden halk arasında “Hay’dan gelen Huyn’a gider” deyimi doğmuş”.
Bugün bile bazı büyüklerimizin kullandığı bu söz, aslında tam da buradan geliyor.
Balonumun Patladığı Gün
Dükkândan kulpsuz Reşat beşli istediler.
Dükkânda da müşteride de yoktu; saf tarafıma denk gelmişler.
Reşat beşlinin kulpsuzunu bırak, temizi bile neredeyse bulunmaz.
Anlaştığım esnaflardan birinde buldum ama bu da kenar çekilmişti.
Nasıl bir durumda kaldıysam, bunu önerdim — kabul ettiler.
Dışarıdan gelen müşteri olsa sorun değil ama meğer Eskişehir’deki kendi dükkânlarına gitmiş.
Nasıl ve ne amaçla olduysa, o para Eskişehir’den geri dönmüş.
Üstelik aldığım yere kadar ulaşıp sormuşlar.
“Bunu biz verdik, beş bin eksiğine,” demişler.
İşte o an, benim balonum orada patladı.
Bekir Abi sert tepki vermedi ama,
“Neden böyle bir şey yaptın? Söylesen bize, biz verirdik,”
demesinden sonra o dükkânda artık çalışamazdım.
Geçmişleri Kapalıçarşı olsa sıkıntı olmazdı.
Düzeni nasılsa biliyorlar derdim.
