Kendimle Muhasebe
Bu yapılan ticaret, birçok arkadaş için haksız kazanç sayılıyor.
Kimine göre yanlış, kimine göre günah, kimine göreyse doğrudan haram.
Ama gerçek şu:
Benim adıma aldığım ürünlerin üzerine 5.000 TL ilave edenlerin hepsi dükkân sahipleriydi.
Üstelik bu dükkanların çalışanları da var —
yani sistem bireysel değil, örgütsel bir yapıya sahipti.
Borsa’da torba torba sarrafiye alıp satıyorlar.
Siz bu dükkanların sahibi olsaydınız, bana ne derdiniz?
“Bu yaptığın yanlış, biz böyle yapmayız,” mı?
“Bunu dükkâna bildiririz,” mi?
“Bu sistemi kullanamazsın, ama sana 1.000 TL veririz,” mi?
Hiçbirini demezsiniz.
Aksine, daha fazla satmam için beni teşvik ederdiniz —
çünkü kendi çalışanlarınızın da bu sisteme dahil olduğunu çok iyi bilirsiniz.
Hatta bazı eski çalışanlar, bu sistem sayesinde dükkân sahibi oldular.
Ne tesadüf ki; bugün yeni gelen çalışanlar, bu fırsatlara ulaşamasın diye
her yolu kıstılar.
İşin Özü Basittir
Günde kaç gram altın giriyor, kaç gram çıkıyor — belli.
Terazi elinin altında.
Akşam kasaya koyarken tartarsın, koyarsın.
Yani sistem, basit bir otokontrolle işler hale gelebilir…
Ama istenilen şey o mu?

Son Söz
Bu düzeni kuranlar,
kendi kazançlarını meşrulaştırmak için
başkalarını haksız, günahkâr, haramzade ilan ediyorlar.
Ama işin özünde herkes aynı sistemi kullanıyor:
- Kimisi açıkta,
- Kimisi daha profesyonelce gizleyerek.
Gözünün Önünde Ama Görünmeyenler
Çalışanına verdiğin maaş,
onun günlük yemek masrafını bile karşılamazken…
O çalışanın yaşam tarzındaki “farklılık”,
seni gün içinde beş kere kasayı kontrol ettirir.
Ama ne ilginçtir:
Bir şey çalınmamışsa, yine de sesini çıkarmazsın.
Kötü bir örnek vereyim:
Bir hırsız, bir mekânın nasıl soyulacağını
polisten daha iyi bilir.
Polis her olayda biraz daha şaşırır:
“Yok artık, bu kadar da olmaz!” der.
Ama sonra aynı şeylerin tekrarlandığını görür.
Atölye Tarafı: Görünmeyen El
Atölye kısmı da benzer şekilde işler…
Ama burada gerçek hırsızlık vardır.
Adam bilezik imalatında çalışıyor.
“Bu bizimkilerle ilgili değil,” der.
Oysa yapılan iş, kalem sistemiyle el işçiliği.
Kalem odaları, dışarıyla sadece görsel teması olan,
içeriden dışarıya bir şey çıkmaması için tasarlanmış odalardır.
Kalem ustası, sabah odaya girerken
içinden 4 sigara alınmış bir paketi,
bilerek koltuğun en uzak köşesine bırakır.
Diğer çalışanlar kendi işlerine odaklandığında,
bizim usta bu paketi nişanlar gibi kalem atar…
Ve o gün mesai saatleri içinde ne kadar doldurursa,
o kadarını şahitli şekilde dışarı çıkarır.
Adam usta, isabet oranı yüksek —
her gün giden fireler.
Koltuktan kalkmadan çıraklara seslenir:
“Odayı temizleyin, düzgün yapın. Her seferinde söyletmeyin!”
Sonra sigara paketini alır ve odadan çıkar.
Aklıma Takılanlar
Burada aklıma şu geldi:
Son sayfaya, çarşıda yaşanan enteresan olayları yazsam nasıl olur?
- Nerede ne yedim,
- Nerede hiç yemedim,
- Ya da “bir daha yemem” dediğim yerleri listelesem?
Herkesin gözünün önünde olan ama kimsenin fark etmediği detayları paylaşsam…
Belki YouTube’da yemek videoları çeken arkadaşlara da faydalı olur.
Çekim yaptıkları esnafa soracak güzel sorular çıkar belki bu satırlardan.
Yıl 1981…
Geri dönüşüm yılı 2000 olacak. Milenyum yılıyla birlikte, ben yeniden iş başı yapacağım.
