Tasarım

mangal-prototip

Tasarıma başlıyorum

Artık kimseye ürün kaptırmak istemiyorum.

Telefon çantası çalışmasında da önceki projelerde olduğu gibi gördüğüm ürünlerden yola çıktım. Modelini çıkarıp numune yaptırıyorum.

Birçok atölyeye girip çıktım; büyük, küçük fark etmeden… Kalıpçısı, kesimcisi, baskıcısı, laminasyonu derken işin bütün aşamalarını gördüm.

Aksesuar için çalıştığım firmaların İstanbul’daki şubeleri Merter, Gedikpaşa, Mercan ve İkitelli’de dağınık şekilde yer alıyor. Aynı firmanın farklı yerlerinde fiyatlar bile sabit değil.

Atölyelere söylediğim tek şey şuydu:

“İstediklerimi yapın, yok demeyin. Çünkü bunlar yapılmayacak işler değil. Bana bu işi öğretmeyin.”

Aslında bu cümleyi şu amaçla söylüyorum:

“Bana bu işi öğretmeyin derken öğrenmek istemiyorum anlamında değil. Siz işinizi yapın, ben de kendi işimi yapayım.”

Çünkü ben çantacı olmak istemiyorum.

Ama sonunda öğrettiler işte.

Malzeme alınacak yerleri, laminasyon yaptırılacak atölyeleri, kaliteli fasoncuları da sıradan olanları da artık biliyorum. Hangi Oxford kumaşın hangi denyesiyle neler yapılır onu da öğrendim. Kumaşları taşıdım, kestirdim, diktirdim…

Hatta lazer kesimden metal gömlek kemeri tokası bile yaptırdım. Zahmetli oldu ama sonunda başardım.

Kitap ayracı
Kitap ayracı

“Vav” Harfli Kitap Ayracı

Takı dükkânımda bir müşterim sıra dışı bir şey istedi: Baston sapına benzer bir formda, ucunda “Vav” harfi olan, diğer ucu yılan gibi kıvrılan — asimetrik ve yassı gümüşten yapılmış — yaklaşık 10 cm uzunluğunda bir kitap ayracı.

İlk iş olarak Güneşlide bana yakın bir gümüş tamircisine gittim, anlattım. Baktı ve,

“Ben yapamam.”

Dedi.

Vazgeçmedim. Biraderin dükkânındaki ustaya sordum, o da aynı cevabı verdi:

“Yapamam.”

Ama ardından,

“Tarif etsem yapar mısın?”

Diye sordum.

“Olur abi, tarif et.” dedi.

Telefonla detayları anlattım, ölçüleri verdim, şekli tarif ettim.

Usta, söylediğimi aynen yaptı. Ürün ortaya çıkınca hem ben hem o çok memnun kaldık.

Ve sonunda şöyle dedi:

“Abi, bu çok kolaymış. Ama ben bunu hiç düşünmemiştim!”

Neler yapılabileceğini bilirsen işler de kolaylaşıyor.

polo-çanta-dikimi
polo-çanta
Kendime yaptığım polo çanta Polonun böyle bir çantası yok

Üretim Gerçeği ve Sektörün Dönüşümü

Artık modellere para ayıracak gelirim yok.

Kendim modeller üretmeye çalışıyorum ama satıcılar almayınca bunlar da olmuyor.

Model çiziyorum, kalıpların bıçaklarını yaptırıyorum, atölyelerle görüşüp onların iş yoğunluğu arasında kendime yer açıyorum ama sipariş alamıyorum.

Küçükçekmece’de bir bölge var; tüm binaların alt katları üretici. Bu yapı Altınşehir tarafına da sıçramış durumda.

Öyle ki, bu üreticilerden makine veya günlük hayat dışında bilgi alamıyorsun; çünkü piyasadan tamamen uzaklaşmışlar.

Az biraz daha detay verip konumuza döneyim: Eskiden imalathaneler Beyazıt–Gedikpaşa civarındaydı, Türkiye’ye ürünlerin dağıldığı yer ise Eminönü bölgesiydi.

Bu imalathanelere tüm malzemeler de bulunduğu çevreden temin edilirdi.

Artık öyle değil.

Alan genişledi, pazar büyüdü; büyük firmalar kendi atölyelerini kapatıp fason yaptırmaya başladı. Malzemelerini de Çin’den getiriyorlar.


Her Şeyi Baştan Öğrenmek

Önce ne olduğunu anlamaya sonra da öğrenmeye başladım.

Her şeyi bilen adamdan, her şeyi baştan öğrenen adama dönüştüm.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top