İşe Başlama Hayatım

nejat uygur

Oba akşamı

Ortaköy Kızları ve Zarifler Restoran Gecesi

Buraya açıklık getireyim:
İki kız kardeşi olan arkadaşlarla tanıştım.
Ortaköy’de oturuyorlardı. Pazar günü için program yaptık.

Kocamustafapaşa’ya Nejat Uygur Tiyatrosu’na gittik.
İskender Doğan oynuyordu — oyunun ismini hatırlamıyorum.

Akşama doğru da benim mekânım olan Oba’ya gittik.
Güzel bir hafta sonu geçiriyorduk.

Bir ara tuvalete kalktılar.
Dönüşte diğer iki arkadaşlarıyla karşılaşmışlar.
On dakika sonra bize beraber oturmayı teklif ettiler.

“Olur,” dedim.
Onların masasına yerleştik.

Oba Akşamı
Biz sohbet ederken vakit bayağı geçmişti.
Restoran tarafında program başladı.
Mekânı bölen kadife perde açıldı,
müzik artık sınır tanımadan tüm Oba’da duyuluyordu.

Sonradan tanıştığımız arkadaşlar:

“İçeride oturalım mı?” teklifini yaptı.

Hesap kitap yapmadan “olur” dedim.
Ve işte restoran tarafındayız:
Dört kadın, on yedi yaşlarımda ben.

Sonradan tanıştıklarımız, fırlamanın rakipsiz olanları.
Beraber gittiklerimiz ise hep çekimser davranıyorlardı.

Orgun başında Orhan Balmumcu.
Biz kafeterya bölümünden geçiş yaptığımız için,
şarap ve aperatiflerle geçiştirdik — yemek ihtiyacımız yoktu.

Ben kendi durumumu gözden geçiriyordum:

“Dört kadınla burada ne işin var? Dışarıdan nasıl görünüyorsun?”

Kısa sürede masaya kendime döndüm.

Daha sonra hesabı ödedim.
Herkes evine hesabı yapıyoruz.

Sonradan tanıştığımız arkadaşlar:

“Bu sefer sizi ben davet ediyorum,” dedi.

“Yok,” dediysek de bindiğimiz taksi Tarabya yolunu tuttu.

Tarabya Zarifler Restoranına geldik.

“Ulan, benim buna param yetmez!” dedim — hem de beş kişiyiz.

“Çok kalmayız,” deyip ikna ettiler.

Girdik içeri ama kendimi iyi hissetmedim.
Yanlarında çok tecrübesiz ve çocuk gibi kalıyordum.

Sonradan tanıştığım kızlardan biri tuvalete kalktı:

“Beni götürür müsün?” diye teklif etti.

Beraber kalktık. WC bahane.
Aslında santralden telefon ediyordu.
Araması Harem’de bir otele gitti.

“İzmit’ten geleceğim,” diyerek oda ayırttı.

Bu kısa mesafede samimi olmaya başlamıştık.

oba-restoran-sultan-cafe

Sözünde Durdu

Sözünde durdu, hesabı ödedi.
Bana ettiği teklif: beraber gitmekti.

Kafamdaki güzergâh şöyleydi:

Buradan çıkarız, önceki tanıştığım kızları Ortaköy’e bırakırım.
Oradan devam eder gideriz.

Takside tartışmaya başladık!

“Ben önce sizi bırakayım, sonra bu arkadaşlarımızı karşıya bırakıp eve döneyim.”
Ev 4. Levent’te.

Ama onlar inatla arabadan inmediler.
Beraber Hareme otele gittik, lobide oturduk.
Bekleyen taksiyle geri döndük.

Bu seferki kavga büyüktü:

“Sizin arkadaşınız madem, onlara güvenmiyorsunuz, neden beni tanıştırdınız?
Veya bana güvenmiyorsunuz, neden onların masasına götürdünüz?”

Tartışarak arkadaşları da Ortaköy’e bıraktım.

Taksi ile Sanayi Merkezi’nde inecektim.
Bizim mahalleye arabayı sokmuyorum — yerler kar tutmaya başlamış, bizim taraf yokuş.

Adam bir hesap çıkardı — o zamanlar saat yok.
Cep kitapçıklarından hesaplıyorlardı.

Çıkan hesap, bizim restorandan daha pahalıydı.
(Aslında geri dönmeyip orada kalsaydım, param yetermiş.)
Cepte o kadar para kalmamıştı.
Kalan parayı verdim.
Kolumda gümüş, isim yazan bir bileklik vardı — onu da verdim.

“Yarın akşam Zarifler Restoran’a paranı bırakır, bilekliği alırım,” dedim.
Ve ayrıldım.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top