Ehliyet Alacağım
Ehliyet alana kadar bu egzersizleri yapacağım.
O zamanlar Maslak’ta sarı bina var — yazılı sınavların yapıldığı yer.
Ben 20 Temmuz 1981’de ehliyet başvurumu yaptım.
Doğum günüme denk geldi.
Motor, trafik ve ilk yardım dersleri var — çalışmam lazım.
İlk sınavda 5 puan eksik alarak tekrara kaldım.
İkinci sınav için iyi hazırlanıyorum.
Ben güzelce çalışıp ezber yapıyorum.
Bu uyanık:
“İşi sağlama alalım — belirli ücret karşılığında içeride sana yardımcı olacak biri var,” dedi.
(Kesin kendine de pay çıkacaktır.)
“Olur,” dedim, parasını verdim.
Ama bu sefer daha beter puan aldım —
çünkü arkadaş,
Ben dördüncü soruyu çözerken, o yedincinin cevabını veriyordu.
Paramı geri aldım.
Daha çok çalışıp üçüncü sefer sınavı geçtim.
Bu arada sınav saatinde, direksiyon sınav yerinde oyalanırken bekliyorum.
Kocaman bir köpek geldi yanıma.
Elimdeki bisküvilerden verdim — az sevdim.
Sınava gidip geri geldiğimde, oradaki bazı insanlar:
“Bu köpek seni arıyor — burada bırakıp gitmişsin,” dediler.
Benim siyah köpek Max’ı, ara ara arabada çalışırken yanımda oluyordu.
Sanmışlar galiba:
“Bu gencin çok köpeği var.”
Max’in Ölümü ve Yeni Köpek
Bu arada Max hasta — tedavilerini yaptırıyorum.
Ama her gün kötüye gidiyor.
Eğitimim için çalıştığım arabanın kapısını açtım:
“Hadi bin,” dedim.
Hayvan bindi. “İn aşağı,” dedim — indi.
Tekrar: “Bin,” dedim — bindi.
Kapıyı kapattım, aldım götürdüm.

Sanayi Mahallesi’nin başında indim.
Peşimden köpek de indi.
Köpeği tanımıyorum, huyunu suyunu da bilmiyorum.
Ters bir şey yaparsa,
“Tanımıyorum” moduna gireceğim.
Kalabalığın içinde yürürken,
hayvan gayet uysal şekilde peşimden geliyor.
Mahallenin alfa köpekleri etrafını sardı.
Bu köpek, kuyruğunu güzel bir daire şekline getirdi, hiç hareket yapmadan bekledi — ama duruşu:
“Başımı belaya sokmayın — hepinizi buraya gömerim,” der gibi.
Köpek yaşlı ve Kangal’dan bile daha iri.
Kulakları kesik, yüzünde geçmişten kalan yara izleri var.
Diğer köpekler geri vites yapıp gittiler.
Biz de önlü arkalı yürüdük, geldik bizim gecekondumuza.
Ben bunun boynuna zincir takıp, kapı girişine mesafeli şekilde bağladım.
(Yazıhaneyi de buraya taşımıştık — gelen gidenler oluyordu.)
Aynı akşam, bu köpek birinin paçasından kapmak için hamle yaptı.
Hemen uzaktaki camın demirine bağladım.
Kulübeye koyamadım —
çünkü Max çok hastaydı:
Hem hastalık bulaştırırdı,
hem de Max’ı hemen öldürebilirdi.
Max, 2–3 gün sonra öldü!
Ben tüm köpeklerden soğudum.
Bu köpeği de oto sanayide bir hurdacıya verdim.
Hurdacı, bu köpek yüzünden iki esnafla mahkemelik oldu.
Adamların köpekleri, eskiden bu bölgeye girip çıkmıştı.
Farklı zamanlarda iki köpeği de öldürmüş.
