Turunç 2007: Dart Turnuvası
2007 yılında Turunç Open Dart Turnuvası’na hazırlanırken işin aslı idman değil; biraderimle olan tatil savaşıydı.
Turnuva tam Ramazan ayına denk geldi, ben de fırsatı bayrama bağladım.
Hem turnuva, hem tatil, hem de bir baba-oğul kaçamağı oldu.
Turunç’ta Tatil: İngiliz Kolonisi Tadında
Oğlumla birlikte erkenden Turunç’a geldik ve otelimize yerleştik.
Turunç o dönem adeta bir İngiliz kolonisi gibiydi. 9. ay, Ramazan ve bayram öncesi olunca yerli turist pek yoktu, ama İngilizler dört bir yandaydı.
Turunç’a vardığımda oruçluydum ama ertesi gün bıraktım.
Oğlumla araç kiraladık, koylara yat turları yaptık, epey aktif bir tatil geçirdik.
Hedef belli: hem keyif hem dart.


Bar, Bira ve Dart: İngilizler Sahada
Akşam bara uğradım. Oğlum da yanımdaydı; yaşı küçük, müdavim olmayacağız zaten.
Ben sadece biraz dart atıp çıkmayı planlıyordum.
İçeride iki İngiliz oynuyordu. Bitmelerini bekledim, biriyle maç teklif ettim. İlk başta “no thank you” gibilerinden reddetti.
Ben de boş dart tahtasında ok atarken biramı yudumlamaya başladım. Sonra fikrini değiştirip “Let’s play” dedi.
Yabancı dilim yok ama dart evrensel bir dil zaten. Başladık oynamaya.
Rakip ilk sayısını alınca, masadaki eşinden hesap makinesiyle destek aldı.
Sayıyı birlikte hesapladılar, rakip skoru yazdı.
Ben de attım, yazdım ama bir baktım rakip hâlâ ok atmıyor. Eşi onaylamadan ok fırlatmıyor.
Ben yazdığım sayıyı kontrol ediyor. Sonra onun attığı sayıyı söylüyor ve yazdırıyor.
Ben oyun hızlansın diye onun sayısını yazıyorum; eşi bir zaman sonra kontrol etmeyi bıraktı artık güvenmişti ve oyun hızlandı.
Eşi oğlumla sohbete başladı; ne kadar anlaştılarsa artık…


Ramazan’da Bira İçilir mi? İçilir… Ama Oruç Yoksa!
Biramı içtim, birkaç oyun oynadık, sonra otele döndük.
“Ramazan’da bira mı?” diyenler için hemen açıklayayım: Oruçlu değildim. Ramazan’a erken veda etmiştim.
İçimde minik bir zaman kayması olsa da vicdan rahat: Oruç tutsaydım zaten içmezdim.
Turnuva Günü: İngiliz Arkadaş, Tabela ve Kahramanlık
Meğer o İngiliz arkadaş da turnuvaya katılmış. Salonda beni buldu, “Maçım var, gelir misin?” dedi.
Gittim, izledim, yenildi.
Tabela tutma sırası ona gelmişti ama yüzü düşmüş, utangaç bir şekilde “Sen tutar mısın?” der gibi baktı.
Daha önce Bursa’da kahramanlık göremediğim için bu kez ben devreye girdim: “Olur” dedim.
Her kahraman pelerin takmaz sonuçta.
Ertesi gün bardayız, yine birlikte dart attık. Artık tabela skoru pek umursamıyordu, belki de oyunlar seri hale geldiğindendir.
Dart Sayesinde Kazandıklarım: Arkadaşlık ve Destek
Dart sayesinde farklı çevrelerden birçok insanla tanıştım. Hiçbiriyle maddi bir ilişkim olmadı.
Sadece Tolga Bora’dan aldığım birkaç dart seti ve ok dışında…
Bir de takı işi için yardım isteyen arkadaşlar vardı, ama onlara da hiçbir zaman menfaat karşılığı yardım etmedim.
Ya işlerini atölyeye götürdüm ya da takip ettim. Belki onların haberi bile yok ama bana çok katkıları oldu. Hepsine ayrı ayrı minnettarım.
Turunç 2007: Dart, Tatil ve Dostluk
Turunç 2007, sadece bir dart turnuvası değil; baba-oğul tatili, kültürel farklar, biraz mizah, bolca anı ve hayatın içinden gerçek bir hikâyeydi.
Dart bahaneydi belki ama dostluk, hikâyenin ana konusuydu.
Utku ile Ankara’ya gittiğimde aldığım motor sanırım darta ara vermeme neden oldu. Artık Dartçı değil, Motorcu oldum.
İlk fırsatta görüşmek üzere…
