Çarşıya Dönüş

Nevizade

Nevizade Sokak ve Gecelerin Ritmi

Geniş paragraf ayırabileceğim sokak tabii ki Nevizade olurdu.
Her dükkânıyla değil, müdavimi olduğum yerlerle anlatabilecek çok şeyim var.

Bacanak Birahanesi ve İlk Duraklar

Beyoğlu’nda Bacanak Birahanesi ile başlayan hikâyem, Pandora’sa diye aklımda kalmış — belki Pandora da olabilir bistro.
Meydanda, şimdiki dönercilerin üst katında bir birahane daha vardı; oraya da giderdim.


Nevizade’nin Meyhaneleri ve Eski Günler

Sonraları birkaç kez Çiçek Pasajı, daha da sonraları arka sokaklar…
Cumhuriyet Meyhanesi, Degustasyon Ocakbaşı ve çeşitli balık lokantaları Nevizade’nin bizim buluşma noktası olmasını sağlamıştı.

Degustasyon’da dartçı arkadaşlarımızla etkinlik yapıp gittiğimiz de oldu, motorcu arkadaşlarımızla da.
Bayramların bitişinde arkadaşlarla buluşmak için adres hep burasıydı.

Tanıdık Simalar ve Akşam Rutinleri

Motorsuzken her akşam iş çıkışı yürüyerek geçtiğim için sokakta tanıdık sima olmuştum.
Esnaf zaten herkesi takip ederdi — kim müşteri, kim sadece geçiyor, iyi bilirdi.

Hiç takılmadığım zamanlarda Balo Sokağı’nın köşesine oturur, iki bira içer, öyle devam ederdim.
Ve o kalabalığın içinde yalnızlığın farkına varırdım.


Kokular, İnsanlar ve Geçen Yüzler

Öyle çok farklı profil geçiyor ki…
Birçoğu içkiye düşman bile olsalar, o anason ve balık kokusunun cazibesi için geçiyorlar diye düşünürdüm.

İlk başlarda çok anlam veremediğim şeyler de olmuştu. Çok şık giyinen kadınlar ve erkeklerin bu sokakta yürümeleri gibi. Film seti olacak yer yoktu, düğün salonu gibi yer de yoktu olsa gözüme çarpardı. Ara ara görürdüm ama fazla da üstüne düşmezdim sonuçta çok kozmopolit bölgeydi.

Ne zaman ki çan sesini duydum “Üç Horan Ermeni Kilisesi” burada olduğunu hatırladım.

Düğünlerine veya dine törenlerine giden insanlarmış diye aydınlanma yaşadım.

Dinlerin ve ayarların aynı potada eriimesi

Farklı dinlerin sembolleri ve farklı ayarların aynı potada buluşması/bu fotoğraf çekerken bundan hiç haberim yoktu.

Balo Sokağı ve Renkli Mekânlar

Balo Sokağı da anılarla doludur:
İsmini unuttuğum kaliteli yerler, XXL, James Joyce, Jolly Joker, Balans…

Aslında ismini unuttuklarım daha da fazla.

Nevizade’nin Özeti: Bir Potada Eriyen İnsanlık

Bu sokak çok hikâye anlatır.
Tüm dinleri, tüm insan çeşitlerini ve karakterleri bir potada eriten bir yerdir.

Elimde bir görsel var; bu yazının altına ekleyeceğim.
Tüm dinleri ve ayarları aynı potada eritmişim ben yıllar önce.


Sokak Başında Polis Kontrolü

Balo Sokağı’nda, Balans restoranın önünde oturuyorum; Nevizade’yi karşıdan gören bir yer.

Bir gün Balık Pazarı tarafından genç biri — 27 yaşlarında — ceketi omzunda, dikkat çekici bir şekilde geldi.
Aklımdan “Burada bunu kontrol edecek görevli olmalı,” diye geçirdim.

Sokağın girişinde sohbet eden 5-6 kişiden biri hızlı bir hareketle dönüp adamla yakın temasa geçti.
Sanki samimiymiş gibi konuşurken bir eliyle de adamın belini kontrol etti.
Genç kimliğini verdi; grup kontrol etti.
Yan masadakiler bile fark etmedi.

Adam temizdi; ama bir cebinden çakı çıktı, çakısını aldıktan sonra serbest bıraktılar.
Genç ceketi koluna astı, geldiği yöne döndü, iki adım attı…
Sonra tekrar dönüp Beyoğlu’na gitmekten vazgeçti, Tarlabaşı yönüne doğru yürüdü.

Polisin yaptığı işi içimden tebrik ettim.
Adamın şaşkınlığını, kalabalığı ve benim bile fark etmeyişimi anlatamam.
Normalde o giriş çıkışlarda hep siviller olur. Bunlarda sivil ama fark etmedim.


Futbol ve Arkadaşlıklar

Mahalledeki arkadaşlarla hafta sonları, genellikle maç günlerinde haberleşir toplanırız.
Ama ben futbol konusunda kimseyle konuşmam; çünkü konuşmamak için izlemiyorum.

Ne sorulursa bilgim yoktur.
Maçı izlediğimiz yerde ben içkimi içerim, onlar maçı izler.
Benim sırtım genelde ekrana dönüktür.
Karşımda ekran olsa bile tepki vermem.

Arkadaşımla maçı izleriz, sonra sessizce ayrılırız.
Maçın skorunu sessizce kabul ederiz.
Ben hayatıma devam ederim.

O ise sabaha kadar; tuttuğu takımın tv yorumlarını dinler, gazetesindeki yorumları okur, sonra bana onların sözlerini aktarır.
Ben ne dinlerim ne önemserim — maç bitmiştir.
Ama onun için o maç, belki de hayatının en uzun anıdır.

Maçı izlerken kendi takımına yapılan haksızlık…
Rakibe yapılınca “hak etti” demesi…
Onun kendi adalet sistemini yıkıldığını görmek istemiyorum.
Bu yüzden maç izlemiyorum — ve bunu herkes biliyor.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top